İçeriğe geç

Daha sonra Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) islâm, iman, ihsan ve kıyamet hakkında sorular sordu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) da sorularına cevap verdi. Sual ve cevap faslından sonra o zat gitti. Ben bir hayli bekledim durdum. Nihayet Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bana:

– “Yâ Ömer! O sual soran zatın kim olduğunu biliyor musun?” dedi.

-Allah ve Resûlü bilir, dedim. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) da:

-“O Cibril’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti.” buyurdular.32

Sa’d b. Ebî Vakkas (radıyallâhu anh) anlatıyor:

Uhud günü Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) sağında ve solunda iki adam gördüm. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardı. O’nun uğrunda kıyasıya çarpışıyorlardı. Onları ne bundan önce ne de bundan sonra gördüm (Bu iki kişiden kasıt Cibril ve Mikâil’dir (aleyhimesselâm).33

Muaz b. Rifâa, Bedir Harbi’ne katılan babası Rifâa b. Râfi’den naklediyor; babası şöyle demiş:

Bedir Harbi sırasında bir ara Cibril (aleyhisselâm), Peygamber’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) geldi de:

“İçinizde Bedir’e katılanları nasıl görüyorsunuz?” diye sordu. Resûlullah:

“Biz onları Müslümanların en faziletlilerinden sayarız.” dedi. Yahut buna benzer bir söz söyledi. Cibril:

“Biz de, meleklerden Bedir’de hazır bulunanları meleklerin daha faziletlilerinden kabul ederiz.” dedi.34

Ahmed İbn Hanbel Hazretleri Müsned’inde İbn Mesud’dan (radıyallâhu anh) Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Leyletü’l-Cin” hadisinde cinlere Kur’ân-ı Kerim öğrettiğini rivayet ediyor.35

Temessülât ve gaybe ait mucizeleri

Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:

Bir gün Güneş tutulmuştu. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) küsûf namazını kıldıktan sonra şöyle buyurdu:

63