Unutmamalıyız ki, sağlam fertlerden sağlam aileler, sağlam ailelerden de sağlam cemiyetler meydana gelir. Cemiyetin temel taşında önce fert, sonra da aile vardır. Bunları ıslah etmeden sağlam bir toplum meydana getirmek asla mümkün olamaz. Sağlam cemiyet, Allah ve Resûlü’nün tayin ettiği çizgiler içinde varlığını devam ettiren cemiyettir. Cemiyetin böyle bir çizgi içinde varlığını devam ettirebilmesi için, her gönlün mârufla donatılıp münkerâttan temizlenmesi şarttır. Bunu yapacak olan da yine fertlerdir. Bu konuda usûl ve teknik ise, bizlere doğrudan doğruya Allah ve Resûlü tarafından bildirilip talim edilmiştir.
Bu usûl ve teknikle yapılmayan tebliğ ve irşad, hiçbir zaman istenen neticeyi veremez. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın, bizzat Kendi çizdiği yoldan başkasında gidilmesine rızası yoktur. O razı olmadıktan sonra bütün dünya o meseleyi kabullense de faydasızdır. Biz, ne kadar Allah (celle celâluhu) ile beraber olursak, O’nun rahmeti de bizimle o kadar beraber demektir.
Bizim mâkus tâli’imizi, ancak dine sahip çıkan ve rahmetle irtibatını iyi ayarlayan kutlular değiştirecektir. Bir kere daha vurgulayalım ki, bu din, sahip çıktığımız ölçüde bizim dinimiz olacaktır.