Buradan hareketle soruda geçen âyet-i kerimeye bakacak olursak en başta şunu söyleyebiliriz: Allah Teâlâ’nın huzurunda secde eden alınlar, secdeye giden yüzler âhiret âleminde farklı bir keyfiyet kazanacak, belki parıl parıl parlayacaktır. Bu gökçek yüzlüleri gören kimseler onların hâllerine imrenecektir. Nitekim
âyet-i kerimelerde; ٌ“ يَوْ مَ تَبْيَضُّ وُجُوهO gün bazı yüzler ağara-
cak“;125 ٌ…” وُجُوهٌ يَوْ مَئِذٍ نَاضِ رَةO gün bir kısım yüzler ışıl ışıldır.”126 buyurulmuş ve o cennetlikler tebşir edilmiştir .Bazı müfessirler, “Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır.”127 âyetinin anlamını bu dünya açısından ele almış, secde eden yüzlerin bu dünyada da tanınıp bilineceğini ifade etmişlerdir. Gerçekten namaz kılan müminlerin simalarında imrendiren bir aydınlık, bir parlaklık olabilir. Yaptıkları secdeler, bilemeyeceğimiz şekilde yüzlerine aksedebilir. Rabbü’l-âlemîn’in karşısında el pençe divan durup namaz kılan kimseler başkaları üzerinde farklı bir tesir oluşturabilir. Dolayısıyla onların çehrelerine bakan, Allah’ı hatırlayabilir.Esasen bir insanın yüzü, onun gerçek karakteriyle tanınması adına çok önemli ipuçları verir. Siretin surete yansıması da bu açıdan ele alınabilir. Hakikaten bir insanın ahlaklı, dürüst ya da güvenilmez olup olmadığını yüzünden okumak mümkündür. Nitekim bu sebeple ‘ilmü’l-kıyafe’ adında bir ilim dalı oluşmuştur. Bu ilimle meşgul olan kimseler, insanın fizyolojik ve anatomik yapısından hareketle onun karakterine dair bir kısım mânâlar çıkarmaya çalışmış ve özellikle yüzle alâkalı önemli tespitlerde bulunmuşlardır. Gerçi sübjektif olmalarından dolayı bu tespitler mutlak doğruymuş gibi ele alınıp insanlara tatbik edilmemelidir. Fakat ehl-i kalb tarafından yapılan bu minvaldeki tespitler tamamen görmezlikten de gelinemez. Onların yüz hakkındaki bazı mülahazaları gerçekten üzerinde durulmaya değer. Zira insanın en önemli ve kıymetli uzvu olan yüz, insanın aynası ve bir bakı-