İçeriğe geç

Bu arada şunu ifade edeyim ki, meydana gelen bu olumsuzlukları, sadece oligarşik zihniyetin temerrüt ve inatlarına, zulüm ve kaba kuvvet kullanmalarına, ellerine fırsat geçtiğinde bütün alanları işgal etmelerine vermemeliyiz. Beri taraftan, hakka sahip çıkması gereken insanların gaflet, zühul, hesapsızlık ve plansızlığının da böyle bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini bir realite olarak kabul etmemiz gerekir. Çünkü istihkak kesb etmeden hiç kimse o zalimlerin tahakkümü altında ezilmez. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan: وَمَۤا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ“Başınıza gelenherhangi bir musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.”1 buyurarak, başımıza gelen musibetlerin yine bizim yapıp ettiklerimizden kaynaklandığını haber veriyor. Yani Kur’ân, bir mânâda bize, “başınıza dolanan o dolapları, maruz kaldığınız o mekr ve hileleri siz kendi elinizle kendiniz yaptınız” buyuruyor. İnsan hiç kendi eliyle kendisine zarar verir mi? Evet, verir. Çünkü insan nefis sevdasına düşüp varlık gayesini unutmuş, bugünü-yarını göremeyecek bir gaflete dalmışsa kendi eliyle kendine zarar veriyor demektir. Dolayısıyla böyle olumsuz bir mesele –hâşâ– kader-i ilâhîye değil ancak bize nispet edilir. Bütün bu ihmal ve gaflete rağmen bir kısım güzellikler var ise, onlar da Allah’a aittir. Zannediyorum mebdede meseleyi bu şekilde tespit edip ele almalıyız.

“Hakkımı Vermem” Diyen İrade Kahramanları

240