İçeriğe geç

Zaman dediğimiz şey itibarîdir; onun hakikî vücudu yoktur. O, mekânla alâkalı itibarî bir buuddan ibarettir. Cenâb-ı Hak murad buyurursa, insana bir bast-ı zaman nasip eder; ona imanını inkişaf ettirecek öyle bir dakika verir ki, o tek dakika başkalarının senelerine müsâvî olur.

İşte, o sahabi efendimiz de kendisine verilen tek atımlık oku tam hedefine isabet ettirmiş, fırsatı iyi değerlendirip iradesinin hakkını vermiş ve ruhunu Allah’a teslim ettiği o anda, senelere müsâvî gelecek bir bast-ı zamana girmiştir. (Allahu a’lem.)

Cennet ve Cehennem bugün de vardır. Fakat bugün nüve hâlindedir ve an be an inkişaf etmektedir. Bir telkih (aşılama) vetîresine benzer şekilde, insanın amelleri de bir embriyolojik süreç içindedir; yapılan her hayırlı iş Cennet meyvesini vermek üzere aşılanmaktadır. Bazen, milyonlarca spermden sadece birisi aşı tutsa doğum meydana geldiği gibi; insanın binlerce amelinden biri hedefine ulaşsa onun için de Cennet kapıları açılır. Bahsi geçen sahabide olduğu üzere bazen şehitlik gibi bir tane amelle aşılanma gerçekleşir ve Cennet meyvesi elde edilir.

Bazıları, kavî iman eder; ama amel etme imkânı bulamaz. Cenâb-ı Hak, lütf-u ilâhî olarak onları da amel etmişler arasında haşruneşr edebilir. Fakat amel etme imkânını bulduğu hâlde, o fırsat ve imkânı değerlendirmemiş olanlar, amele terettüp eden inkişaftan mahrum bırakılırlar. Çünkü, “İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Sa’y u gayretinin semeresi ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığıkendisine tamı tamına ödenecektir. Elbette son durak Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur güldüren ve ağlatan; O’dur öldüren ve yaşatan.”6 (Allahım, bütün işlerimizin neticesini hayırlı eyle ve bizi dünyada rezil rüsvay olmaktan ve ahiret azabından koru.)

152