İçeriğe geç

Evet, kılınır, kılınmalıdır da. Bir insan için rızadan daha büyük bir pâye yoktur; eğer olsaydı Allah, Cennet ötesi âlemlerde sevdiklerini onunla pâyelendirirdi oysaki, ötelerde sonu olmayan en son nimet وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ أَكْبَرُ“Hepsinden âlâsı ise Hakk’ın kendilerinden razıolmasıdır.”9 fehvâsınca Hakk’ın hoşnutluğudur. Öyleyse, biz kullar için ondan daha büyük bir hacet yoktur, ondan daha büyük bir şey de talep edilemez. Dolayısıyla, rıza talebiyle hacet namazı kılınır.

Daha küçük şeyler için kılıyoruz biz hacet namazını: başımız ağrıyor, dişimiz iltihaplanıyor hacet namazı kılıyoruz; dünya adına bir ihtiyacımız hâsıl olduğunda hacet namazına koşuyor, dua ediyoruz. Bir insan için mertebe-i kusva Cenâb-ı Hakk’ın rızasıysa, Allah’ın rızası gibi çok önemli bir maksûd, bir matlûba matuf olarak hacet namazı neden kılınmasın ki?

Sadece Allah’ın rızasını istemek… Rıza-yı îlâhîyi hırs ölçüsünde istemek lazım. Allah rızası mevzuunda ne kadar hırslı olabilirseniz olun; yatmayın sabahlara kadar, O’nun rızası için ağlayın, yalvarıp yakarın. Her gün, her gece salât u selâmlarla bezeyerek rıza dilekçeleri gönderin dergâh-ı ilâhîye. Allah’ın rızasını ısrarla istediğiniz zaman dilimlerinde dua ve yakarışlarınızın bir ucuna şu duayı da eklemeyi unutmayın: اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنْ عِبَادِكَ الْمُخْلِصِينَ الْمُخْلَصِينَ الزَّاهِدِينَ الْوَرِعِينَ الرَّاضِينَ الْمَرْضِيِّينَ الصَّافِينَ الْمُحِبِّينَ الْمَحْبُوبِينَ الْمُقَرَّبِينَ وَالْمُتَخَلِّقِينَ بِأَخْلَاقِ الْقُرْاٰنِ “Allahım! Bizleri hâlis; ihlâsın zirvesine erdirilmiş; zühdü esas edinen; kılı kırk yararcasına takva hayatı yaşayan; Senden razı olmuş, Senin de kendilerinden razı olduğun; nefsin râdiye ve merdıyye mertebelerini aşmış, “sâfiye”ye ulaşmış; Seni deli gibi seven, Senin de kendilerini sevdiğin; kurbiyetine mazhar olmuş ve Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmış kullarından eyle!” deyin.

287