Bundan dolayıdır ki, Cennet’in de tabakaları vardır; Firdevs, Adn, Naîm, Dâru’l-Huld, Me’vâ, Dâru’s-Selâm ve İlliyyûn gibi isimlerle anılan bu tabakalardan her birinde, mü’minlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri mertebeler bulunmaktadır. Nur Müellifi’nin yaklaşımıyla; dâr-ı saadet ve ebediyet olan Cennet’te, dost dostu ile beraber iken, sofra-i Rahmânirrahîm’den, her birisi kendi istidadına göre hisse alır. Girdikleri Cennet tabakaları ayrı ayrı da olsa, bu, beraber bulunmalarına engel teşkil etmez.4 Çünkü, Cennet’in tabakaları birbirinden yüksek oldukları hâlde, umumunun damı Arş-ı Âzam’dır.5 Nasıl ki mahrûtî bir dağın etrafında, kaidesinden zirvesine kadar birbiri içinde, birbirinden yüksek, surlu daireler bulunsa; o daireler birbirinin üstündedir, fakat birbirinin güneşi görmelerine mâni olmaz, birbirinden geçebilir, birbirine bakar. Öyle de, cennetlerin buna yakın bir tarz ile olduğu çeşitli hadis-i şeriflerdeki ifadelerden anlaşılmaktadır. Ayrıca, Cennet’in her tabakasının da pek çok seviyesi vardır; nitekim, âyet-i kerimelerde “Naîm Cennetleri”6 veya “Firdevs Cennetleri”7 şeklinde çoğul ifade kullanılması bu farklı mertebelere işaret etmektedir. Şu kadar var ki, herkes kendi mârifet ufkunun enginliğine göre ve istidadlarının inkişaf edişi ölçüsünde Cennet nimetlerini duyacak ve tadacak olsa da, Cennet’in hangi tabakasında yer alırsa alsın, orada her mü’min, kendi hâlinden memnun kalacak, hususî mertebesini zirve gibi algılayacak ve hep itminan içinde bulunacaktır.
Burada Amel Çekirdeği, Ötede Cennet Meyvesi
Dipnotlar
- 4 Bediüzzaman, Sözler s.544 (Yirmi Sekizinci Söz).
- 5 Buhârî, cihâd 4; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/335, 339; ed-Deylemî, el-Müsned 2/338.
- 6 Bkz.: Mâide sûresi, 5/65; Yûnus sûresi, 10/9; Hac sûresi, 22/8, 56; Sâffât sûresi, 37/43.
- 7 Bkz.: Kehf sûresi, 18/107.