Gerçi, Ebu’s-Suûd Efendi gibi bazı müfessirler, bu kapılardan maksadın insanın mükellef organları olduğunu söylemiş ve Cehennem’in yedi, Cennet’in de sekiz kapıya sahip oluşunu kalbin Allah’a müteveccih bulunmasına bağlamışlardır.12 Bu anlayışa göre; insanın mükellef organları kalb, dil, kulak, göz, el, ayak, ağız ve apışarası olmak üzere sekiz tanedir. Şayet, kalb doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’a açık olursa, bu sekiz organın her biri Allah’ın emri üzere hareket ederek Cennet’e giriş kapısı mahiyetini alacaktır. Fakat, eğer kalb kapısı Mevlâ-yı Müteâl’e karşı kapanmış bulunursa, diğer yedi uzvun her biri Cehennem’e açılan bir medhal şekline bürünecektir. Bununla birlikte, mârifet kapısı olan kalbin, Cehennem’e açılma ihtimali yoktur; o ya bütün bütün sürgülüdür, ya da ondan yalnızca Cennet’e yürünür. Dolayısıyla, Cehennem için yedi, Cennet için ise sekiz kapı söz konusudur. Kanaat-i âcizânemce, bu güzel bir tevil sayılsa da, meseleyi sadece vücudun azalarına hasretmek doğru değildir; bu organları, mezkur kapılara götüren birer vesile bilmek daha isabetli olsa gerektir.
Cehennem’in Derekeleri
Ayrıca, İslâm âlimleri, âyet ve hadislerde yer alan ifadelerden yola çıkarak, azgınlığın çeşitlerine ve derecelerine göre, ahiret azabının da derekeleri (aşağı seviyeleri) bulunduğunu ifade etmişler ve bunların Cehennem, Lâzâ, Saîr, Sakar, Hâviye, Hutame ve Cahîm isimleriyle anılan başlıca yedi grup olduğunu belirtmişlerdir.
Dipnotlar
- 12 Ebu’s-Suûd, Tefsîru Ebi’s-Suûd 5/79.