O hâlde, sen de uhdendeki yükleri hafifletmeli ve dünyevî ağırlıklardan sıyrılmalısın. Bir gün senden ayrılacak ve ahirette fayda sağlamayacak şeylerle mânâsız uğraşmamalı, geçici işlere bağlanıp onlarda boğulmamalısın. Fâni âlemde bırakmak zorunda kalacağın makam, mansıp, pâye, şan, şöhret, mal ü menâl gibi sebeplere takılmamalı, âhirette senin için kurtuluş fermanı olabilecek vesileleri kollamalısın. Herkesin hakkını gözeterek yaşamalı ve görülmemiş hesapları ötelere taşıma sıkıntısından kurtulmalısın. Hem ibadet hayatına ait borçlardan hem de üzerindeki kul haklarından halâs olmalısın. Günahlarından dolayı istiğfara sarılmalı ve mahşerde seni terletebilecek her türlü sıkleti kabrin bu yanında bırakmalısın. Yoksa, ötede sana yardım edecek, yüküne omuz verecek kimseyi bulamaz ve tahammülfersâ ağırlıkların altında kalırsın.
Amellerin Canı
وَأَخْلِصِ الْعَمَلَ فَإِنَّ النَّاقِدَ بَصِيرٌ Yaptığın her işte doğru, samimî, katışıksız, dupduru, riyadan âzâde ve öz yürekli ol; amellerini sadece Allah’a tahsis et. Gönül safvetini ve fikir istikametini her zaman koru; Allah ile münasebetlerinde dünyevî garazlardan uzak kal. Vazife ve sorumluluklarını, sırf O emrettiği için yerine getir; bunu yaparken de yalnızca O’nun hoşnutluğunu hedefle ve O’nun uhrevî teveccühlerine yönel.
Şüphesiz, her şeyi görüp gözeten, sadece cisimlere, suretlere değil kalblere ve niyetlere de nazar eden ve her ameli zâhir-bâtın yanlarıyla küllî olarak değerlendiren Rabb-i Rahîm senin yapıp ettiklerine de muttalidir. Allah Teâlâ ne yapıp ettiğini gördüğü gibi, onu nasıl bir niyetle ortaya koyduğunu da bilmektedir.
Mevlâ-yı Müteâl, çok iş ve çok semereden daha ziyade, her işte rızasının gözetilmesine önem vermektedir. Evet, O’nun nezdinde “Bir dirhem ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana tercih edilir.”