Evet, Hak yolcusu için her seviyede takva bir zâd-ı ahirettir. “Uzun ve meşakkatli seferlerde mutlaka azık edinin ve bilin ki azığın en hayırlısı haramlardan korunma, marufları yerine getirme mânâsına takvadır.”3 fehvâsınca, rıza ve rıdvana yürümeye niyet eden her irade eri, her zaman takva serasına sığınmalıdır. İnsana takva azığı kazandıracak olan vesile ise, salih amellerdir. Dolayısıyla, başta namaz olmak üzere, Allah’a ibadet ve kullara şefkat yörüngesinde yapılan hayırlı işlerin hepsi mü’min için ahiret zâd ü zahîresidir.
İnsan bir köyden diğerine, bir şehirden bir başkasına ve hele bir ülkeden farklı bir memlekete giderken ne kadar düşünür, taşınır, hazırlık yapar ve yol için tedbirler alır. Azizim, bir karyeden diğerine, bir ülkeden bir başkasına, bir gezegenden diğer bir gezegene, hatta bir sistemden daha başka bir sisteme değil, maddeden, fizik âleminden, elektronlar ve nötronlar dünyasından hiç bilmediğin bir diyara göç etmektesin. Ne kadar uzun olduğunu dahi takdir edemeyeceğin bambaşka bir seferle karşı karşıyasın. Bu yolculukta ihtiyaç duyacağın eşyayı da kendi akl u izanınla belirleyemezsin! Dünyada sefer için neler lazım olduğunu düşünüp tedarik edebilirsin; fakat, dünyadan sefer söz konusu olduğunda, ötelerin zâd ü zahîresini ancak seni o yola sürükleyen ve sana seyahat gücü veren Kudreti Sonsuz’un mesajlarından öğrenebilirsin.
Dipnotlar
- 3 Bakara sûresi, 2/197.