Kezâ; Cenâb-ı Hakk’ın inayetine sunulan en güçlü dilekçelerden birinin vifak ve ittifak olduğu, en son Çanakkale destanında ve topyekün Millî Mücadele’de de açıkça müşâhede edilmiş; fakr u zaruret içindeki bir millet, ihlâs sırrı ve uhuvvet bağı ile el ele verince, kendisinden kat kat büyük orduları yenmişti. “Allah’ın (kudret) eli, hepsinin ellerinin üstündedir.”9 âyet-i kerimesiyle ve “Allah’ın inayet ve kudreti cemaatle beraberdir.”10 hadis-i şerifiyle vurgulanan hakikat bir kere daha tecellî etmişti.
Sözün özü; her Kur’ân talebesi belli ölçüde inayet-i ilâhiyeye mazhardır. Şu kadar var ki, bu inayetin celbi ve devamı için, hem hususiyle sıdk, emniyet, tebliğ, fetanet ve ismet sıfatlarıyla muttasıf olmak, hem de bilhassa Allah’a teveccüh, esbâba riayet, hizmette temadî ve ittifak arayışı misillü salih amellere yapışmak gerekmektedir. Bu hususlara dikkat eden bir Hak eri, iman hizmetinde hiç umulmadık anlarda sürpriz ihsanlara mazhar kılınacak, en olumsuz şartlarda dahi bir gizli el tarafından korunup kollanacak ve zâhiren çok çirkin görünen hâdiselerde bile maddî-mânevî pek büyük muvaffakiyetlere ulaştırılacaktır.
Dipnotlar
- 9 Fetih sûresi, 48/10.
- 10 Tirmizî, fiten 7; İbn Hibbân, es-Sahîh 10/438.