Şimdi meseleyi yukarıda zikrettiğimiz misallerde olduğu gibi iyi ve güzel ameller yaparken dahi akla gelebilecek nefsanî bir dürtüden alın da –hafizanallah– günümüzde çokça telaffuz edilen “Yarattım, yarattı, çok şahane şeyler yaratıyor…” gibi, Hâlık-ı Kâinat’a meydan okuyormuşçasına başkalarından lisanımıza intikal etmiş ve bize hiç yakışmayan elfazla değişik şirklere girmeye kadar geniş bir sahada ele alıp değerlendirmemiz mümkündür. Bu sebeple en küçüğünden en büyüğüne kadar, bu geniş alanda yapıp ettiği, söyleyip ortaya koyduğu her mesele karşısında insanın belki de; اَلْفُ اَلْفِ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّذَنْبٍ وَمِنْ كُلِّ خَطَإٍ وَمِنْ كُلِّ مَعْصِيَةٍ “Binlerce, binlerce estağfirullah! Her günah, her hata, her masiyetten dolayı; Allah’ın sevip hoşnut olmadığı her şeyden dolayı istiğfar ediyorum.” demesi ve Allah’a tevbede, inabede, evbede bulunması gerekir.
Peki niçin bu ölçüde hassas olunması gerekir?