İçeriğe geç

Hâsılı, övülme, takdir ve tebcil edilme hakları olan büyük zatlar hakkında konuşurken dahi temkin ve tedbir esaslı hareket etmemiz gerektiği gibi, onlar hakkındaki ulvî mülâhaza ve kanaatlerimizi reaksiyon gösterebilecek insanların yanında dile getirmekten de uzak durmalıyız. Çünkü başka insanların içinde, haset ve rekabet hislerini tetiklediğinizde, hem kendinize karşı husumet cephelerinin sayısını çoğaltmış hem de o masum insanları günaha sevk etmiş olursunuz. Çünkü haset eden bir insan günaha girer ve böylece amellerini yok eder. Hasan Basrî Hazretleri, “Haset eden bir insan kadar, mazluma benzeyen daha büyük bir zalim görmedim.”58 demiştir. Yani haset eden bir insan öyle bir zalim ki, bulunduğu hâl itibarıyla o, acınacak duruma düşüyor. Bizim hiçbir kimseyi böyle bir hâle düşürmeye hakkımız yoktur. Herkesin, böyle nazik bir konuda dikkatli hareket etmesi beklenmese de, hususiyle belli bir konumda bulunan insanların bu mevzuda daha bir hassas ve duyarlı olması gerekir.

56 Ebû Dâvûd, edeb 9; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/24, 25.

57 Fâtiha sûresi, 1/2.

58 İbn Abdi Rabbih, el-Ikdü’l-ferîd 2/158; el-Kurtubî, el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân 5/251.

83