İçeriğe geç
اَلشَّقِيُّ مَنْ شَقِيَ ف۪ي بَطْنِ أُمِّه۪ وَالسَّع۪يدُ مَنْ سَعِدَ ف۪ي بَطْنِ أُمِّه۪

“Şakî daha annesinin karnında iken şakîdir, saîd de daha annesinin karnında iken saîddir.”41

Evet, Marks, daha annesinin karnında iken, “Beşeri idlal edecek, beşer suretinde bir şeytandır.” damgasını yemiştir. 20. asırda bize ışık tutan Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Nedvî ve emsali; Türkiye’de de adıyla sanıyla, yoluyla yöntemiyle bu işi temsil eden Büyük Rehber gibi daha niceleri ta annelerinin karnındayken saîd damgasıyla şereflendirilmişlerdir.

Evet, saîd ve şakî daha annelerinin karnında iken tesbit edilir. Ama bu kitabet ve yazılış, o insanın iradesi, o insanın kini, nefreti veya tam tersine şefkat ve mürüvveti hesaba katılmadan yapılmaz.

7. Ve yine “müttefekun aleyh” bir hadiste, Efendimiz, Hz. Âdem ile Hz. Musa arasında cereyan eden bir konuşmayı bize şu şekilde nakleder. Nakledilen bu hâdise, kitabet meselesini izah etmesi bakımından mevzuumuzla yakından alâkalıdır:

“Hz. Âdem ile Hz. Musa (aleyhimesselâm) Efendilerimiz karşılaştılar, yüz yüze geldiler. (Bu karşılaşma misal âlemine ait bir tablodur.) Hz. Musa (aleyhisselâm), Hz. Âdem’e dedi ki: Sen bizim babamız Âdem’sin. Bizi haybet ve hüsrana uğrattın; Cennet’ten çıkmamıza sebep oldun!”

Bunun üzerine Hz. Âdem ona şu karşılığı verdi: “Sen ki Musa’sın. Allah seni seçti, üstün kıldı ve sana Tevrat’ı verdi. Buna rağmen sen beni, ben yaratılmadan kırk sene evvel hakkımda verilmiş olan bir hükümden dolayı mı kınıyorsun?!”

Allah Resûlü sözünün burasında durdu ve üç defa “Âdem, Musa’ya galebe çaldı.” buyurdu. 42

Âdem’in Musa’ya galebe çalması hususunu selef öteden beri bir hayli izah ve tefsire tâbi tutmuşlardır. Söylenenlerin hulâsası şudur:

47