İçeriğe geç

Bu âyet nazil olunca müşriklerin beyni döndü. Çünkü âyet onlara hitaben şöyle diyordu: Siz ve ululadığınız bütün putlarınız, muvaffakiyetler isnat ettiğiniz ve böylece şımartıp şişirdiğiniz ne kadar toteminiz varsa hepsi, Cehennem yakıtından başka bir şey değildir.

Bu ifadeler doğrudan doğruya, müşriklerin Kâbe’yi dolduran 360 putunu birden hedef alıyordu. Oysaki bu putlar onların şeref ve namuslarıydı. Kur’ân, onları Cehennem ateşiyle tehdit ediyordu. Suskun davranamazlardı. Muhakkak bu tehdide ve meydan okumaya karşı bir şeyler demeleri gerekiyordu. Fakat çaresiz idiler. Çünkü kendilerinde Kur’ân’a cevap verecek güç bulamıyorlardı.

Daha sonra akıllarına İbn Zibe’ra geldi. İkna gücü çok kuvvetli olan bu kuru mantık insanını, Allah Resûlü’ne gönderdiler. Sıkı sıkı da tenbih ettiler; “Muhakkak O’nu susturmalısın, şeref ve namusumuz senin elinde…” dediler.

Zavallı İbn Zibe’ra, aklınca mantık oyunu yapacaktı. Allah Resûlü’ne hitaben “Sen, ‘Putlarınız ve siz, Cehennem’in yakıtısınız.’ derken bütün putları mı kasdettin?” diye sordu. Allah Resûlü “Evet!” cevabını verdi. Bunun üzerine İbn Zibe’ra sözüne şöyle devam etti: “O zaman, Hıristiyanlar Hz. İsa’ya, Yahudiler Hz. Üzeyr’e Allah’ın oğlu diyor ve onlara mâbud nazarıyla bakıyorlar. Ayrıca meleklere Allah’ın kızları diyenler var. Şimdi senin dediğine göre onlar da mı Cehennem’e gidecekler?”48

O, aklınca Allah Resûlü’nü ilzam edip susturmak istiyordu. Ancak ona cevap olarak derhal şu âyet nazil oldu:

إِنَّ الَّذ۪ينَ سَبَقَتْ لَهُمْ مِنَّا الْحُسْنٰۤىۙ أُۨولٰۤئِكَ عَنْهَا مُبْعَدُونَۙ

“Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için hüsnâ (iyi şeyler) yazılmış olanlar, işte onlar Cehennem’den uzak tutulanlardır.”49

Eteklerini dünyanın tozuna toprağına bulaştırmamış o insanlar, Cehennem’den uzaktırlar. Allah’a kulluktan göz açıp kapayıncaya kadar dahi gafil olmayan melekler, Cehennem’den uzaktırlar.

51