İçeriğe geç
43. Bölüm

Münâfikûn Sûresi

وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْۘ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْۘ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌۘ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْۘ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْۘ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُ۬ أَنّٰى يُؤْفَكُونَ

“Onları gördüğün zaman kalıpları (bedenleri) hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşmandır onlar. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hâle geliyorlar?”

(Münâfikûn sûresi, 63/4)

Bu âyet-i kerimede münafıkların bazı temel özellikleri anlatılıyor ki, bunları şöyle sıralayabiliriz:

1. Onlar cismaniyet ve beden itibarıyla dikkat çekicidirler; meselâ iri kıyım, yapılı, cüsseli, görenlere tesir edecek ölçüde şık ve giyim-kuşamları açısından da görkemli –muhteşem değil– ve göz alıcıdırlar.

2. Dili güzel kullanma konusunda fasih ve edebî bir üslûba sahiptirler; konuşurken, yazarken çevrelerindeki insanları âdeta büyülerler. Evet, onlar konuştuklarında mutlaka sözlerini dinletirler. İşte bu iki belirgin vasıflarına rağmen münafıklar:

a. Elbise giydirilmiş kütükler veya duvara dayanmış kereste gibidirler. Kalıpları fevkalâdedir ama kalblerinden söz etmek zordur. Onlar kütük gibi kaskatı ve serttirler; zira فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ1 sırrınca, kalbleri mühürlenmiştir, hak ve hakikat adına hiçbir şey anlamazlar; daha doğrusu anlayamazlar.

b. Dahası her hareket ve her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Hayatlarını bir o yanda bir bu yanda düal olarak sürdürür ve ömürlerini gel-gitlerde tüketirler. Mü’minlerin duyarlılık gösterdikleri konular karşısında onların durumu, cansız cenazelerden farksızdır. Ne var ki camide, savaş alanında, çarşıda-pazarda hep mü’minlerle beraber görünmeye gayret gösterirler. İşte bu ikiyüzlülüklerinden dolayı alabildiğine korkaktırlar; zira gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasından sürekli endişe duyarlar; dolayısıyla her türlü gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar.

338