İçeriğe geç
7. Bölüm

Mâide Sûresi

وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارٰى نَحْنُ أَبْنَۤاءُ اللّٰهِ وَأَحِبَّاؤُۨهُۘ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُمْ بِذُنُوبِكُمْۘ

“Yahudiler ve Hıristiyanlar: ‘Biz, Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz.’ dediler. De ki: ‘Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor?’ ”

(Mâide sûresi, 5/18)

Bu âyet-i kerimede belirtilen husus aynen bizim hayatımızda şöyle tezahür etmektedir: Bizler, başkalarının isyanlarını değerlendirirken, kendimizi de o işin içinde mütalâa edecek şekilde değerlendirmiyor ve aynı ölçülerle kritiğe tâbi tutmuyoruz. Meselâ, herhangi bir insanı, şöyle-böyle bir seyyiesinden dolayı “Allah neden yerin dibine batırmıyor, cezasını vermiyor?” dediğimiz aynı anda kalkıp yaptığımız en küçük bir iyilikten dolayı affımızı bekliyoruz. Aslında buradaki düşünce tarzımız, en azından seyyieler açısından kendimizi de o sınıfa dahil kabul etmemiz veya haseneleri noktasından onların da, yaptıkları iyiliklerle affedilebilecekleri şeklinde olmalıdır. Bundan bir kadem daha ilerisi de, onların dağlar kadar cesametli kötülüklerini küçültüp bir cevizin kabuğuna sokma, zerre kadar iyiliklerini kurtuluşlarına vesile olacak ölçüde büyük görme; kendi durumumuzu da tam bunun aksine değerlendirme şeklinde olmalıdır.

98