Kasas Sûresi
“Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti…”
(Kasas sûresi, 28/76)
Bazı rivayet tefsirleri, bu âyeti esas alarak “Karun’un Hz. Musa ile akrabalığı vardı, amcası, amcasının oğlu, teyzesinin oğlu”1 gibi tespitlerde bulunuyorlar. Böyle bir mülâhaza, Hz. Musa’ya o kadar yakın olmasına rağmen istifade edememesini vurgulamak için yakınlık arama gayretinden doğmuş olsa gerek. Doğrusu ne Kur’ân-ı Kerim’de ne de Sünnet-i sahihada bu mevzuda herhangi bir tasrihat söz konusu değildir. Öyleyse “Karun, Musa’nın kavminden idi.” âyetine başka mahmiller aranmalıdır.
1. İhtimal Karun, İsrailoğulları’ndandı. Onun için Kur’ân, “O, Musa’nın kavminden idi.” diye beyan buyuruyor veya Karun, Hz. Musa’nın ümmet-i daveti içindeydi. Yani tebliğe muhatap olanlardan biri idi; ihtimal o da Sâmiri gibi Hz. Musa’nın görüp gözettiği, ehemmiyet verdiği insanlardan biri idi. Ama o ne bu yakınlığı ne de kendine verilen serveti Cennet’i kazanma istikametinde değerlendiremedi.
Âyet devamla وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَۤا إِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُۤوءُ بِالْعُصْبَةِ أُوۨلِي الْقُوَّةِ“Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü, kuvvetli bir topluluk zor taşırdı.”2 buyurur. Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Kur’ân’ın ifadeleri yalandan münezzeh olduğu gibi zımnî yalan sayılan mübalağadan da fersah fersah uzaktır. Öyleyse ayniyle hakikati ifade eden bu tasviri, zihinlerinizde canlandırınca, bu servetin ne demek olduğunu anlarsınız. Zira güçlü bir topluluğun anahtarlarını zor zahmet taşıyabileceği hazinelerin ne demek olduğu açıktır.
2. Günümüzde, Karun’a nispet edilen, şu veya bu şekildeki hazineler bile, resmî ağızların ifadelerine göre müzeler dolduracak kadar.
Dipnotlar
- 1 Taberî, Câmiu’l-beyan 20/105-106; Kurtubî, el-Câmiu liahkâmi’l-Kur’ân 13/310.
- 2 Kasas sûresi, 28/76.