Hz. İbrahim için de –bir kısım menkıbe kitaplarında anlatıldığına göre– melekler, “Yâ Rabbi, Sen ona ‘Halîlim, Halîlim’ diyorsun.” istifsarında bulunup hillet ve dostluğun servetle bağdaşıp bağdaşmayacağını öğrenmek istiyorlar. Allah (celle celâluhu) da, “Gidin, onu deneyin.” buyuruyor; görün o halil mi değil mi? Melekler uzun bir yoldan gelmiş, saçı-başı dağınık ve pejmurde kıyafetleriyle bir misafir edasıyla Hz. İbrahim’in yanına gelip, karınlarının aç olduğunu söylüyorlar. O da bir koyun kesip pişiriyor ve misafirlerinin önüne koyuyor. Onlar yemeğe başlarken “Bismillah” yerine, meleklere has bir zikir sayılan سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ الْمَلٰئِكَةِ وَالرُّوحِ diyorlar. Bu tesbih, vahiy ile müeyyed o saf gönlü öyle bir büyülüyor ki, âdeta yalvarırcasına “Koyunlarımın dörtte biri sizin olsun, n’olur bu sözü bir kere daha tekrar ediniz.” diyor. Melekler tekrar ediyorlar. Bu sefer Hz. İbrahim, “Yarısı sizin olsun, n’olur bir daha..” ve derken koyunlarının hepsini veriyor. Demek ki o büyük nebi –anlatılanlar doğru ise– dünyayı kesben değil kalben terk etmiş…