Ayrıca, hizmette geri ücrette ileride olmak, münafıkların düşüncesidir. Kur’ân-ı Kerim bu düşünceyi, “Öyle insanlar vardır ki Allah’a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yan çizer, gider.” (Hac sûresi, 22/11) âyet-i kerimesiyle bu tavrı bir münafık vasfı olarak dile getirmektedir. Başka bir âyet-i kerimede ise, müşriklerle savaşma emri geldiğinde onların, ölüm sekeratına giren kimsenin bakışlarına benzer şekilde boş gözlerle Allah Resûlü’ne baktıkları, korkup geri durdukları anlatılmaktadır.[2] Kur’ân-ı Kerim’de bu meâlde pek çok âyet-i kerime vardır. Bu âyetlerin hemen hepsi de hizmette geride ücrette önde olmayı bir münafık vasfı olarak zikretmektedir.
Bu sebeple bir mü’min, bu tür bir münafık vasfından fersah fersah uzak durmalı ve bir hizmet vâkıfı gibi davranmalıdır. Eğer inanmış bir sine, ücrette önde olmayı düşünüyorsa bilmelidir ki o, farkına varmadan münafıklarla aynı çizgiyi paylaşıyor. Şunu da bilmek gerekir ki, Allah’ın rızasının tahsil edildiği bir yerde ücretten bahsetmek çok ayıptır. Biz onu istemeyiz; o, arzu edenlerin olsun!