Günümüzde köle ve cariye hukukunun geçerliliğini muhafaza edip etmemesi bahis mevzuu edilince evvelâ şunu söylemek icap eder ki, bu iki müesseseye ait hukuk vaz’ edilirken İslâm bu mevzuda tek başına değildi. Bu konu daha önceleri soru ve cevaplarda başka vesilelerle arz edildiğinden[1] ben meselenin o tarafına girmeyeceğim. Fakat şu kadarını belirtmekte de fayda mülâhaza ediyorum: Dünyanın çeşitli yörelerinde devam ede gelen muharebelerde savaşın taraflarının esir ettiği kimseleri o harbe iştirak eden gânimîn ve mücahidler arasında kendilerine göre (geliştirdikleri sistemlerle) taksim ediyorlardı. Böylece kölelik ve cariyelik de devam ediyordu. Yani İslâm tek başına bu müesseseyi kaldırsaydı, o zaman Çin’de, İran’da ve Roma İmparatorluğu içinde bu tür uygulamalar yine devam edecekti ve İslâm’ın bu mevzudaki hükmü âlemşümul tatbik bulmayacaktı. Kaldı ki İslâm bu kapıyı açıp diyeceğini dedikten sonra mutlak hakikate ulaşma hususunu beşerin bu mevzudaki anlaşmasına bırakmıştır. Zaman, bu meselenin tefsirini yaptıktan sonra insanlar bir gün artık tamamen köle almayı-vermeyi ve satmayı bıraktığını ifade ederlerse o zaman müşterek bir anlaşma olabilir ve bu müessese de bütün bütün ortadan kalkabilir ve nitekim bir yönüyle kalkmıştır da.
Günümüzde bir kısım harp esirleri zulüm görse ve zincirlere vurulsalar da başka bir memleket veya milletten olan insanları kölelik sistemi içinde çalıştırma gibi bir durum söz konusu değildir. Evet, bugün böyle bir kölelik müessesesi söz konusu değildir. Bu itibarla da bugün pratikte kölelik müessesesinin olmadığını söylemek mümkündür. Eğer bu durumu “geçerlilik” ile ifade etmek gerekirse pratikte bu meselenin geçerli olmadığını söyleyebiliriz.