İçeriğe geç

Uykuda insanın bazı sistemleri ta’til-i eşgâl ile birbirine elveda diyerek ayrılmaktadır. Öyle ki artık onlar, omuz omuza veremez ve birbirinin yardımına koşamazlar. Bunun böyle cereyan etmesi ise bir dağılma ve çözülme demektir. Bütün bunlara rağmen uykuda insanın kalbi ve bir kısım beyin fakülteleri çalıştığından o esnada tam bir ta’til-i eşgâl ve adem-i merkeziyet de yoktur. Mesela, böbrekler hâlâ aldıkları dikte ile vazifelerini yaparlar. Kan dolaşımı ve teneffüs devam eder. Fakat insanın zehirlenme neticesinde istirahat edip yeniden hava dengesini bulabilmesi için, daha az karbondioksit alacağı ve daha az oksijen vereceği bir devreye girmesi için de uyku çok önemlidir.

Buna göre meseleyi şöyle de izah edebiliriz: Beynimizde beş yüz tane çalışan fakültenin olduğunu farz edelim. Bunlardan bir kısmı kulaklarımıza ve gözlerimize emir ve fermanlar göndermekte ve bunlar, tam bir merkezi sistem içinde çalıştıkları zaman cismaniyetimiz ruhla kontak olmaktadır. Fişini santrale sokarak göz mükemmel bir şekilde bulandırmadan görmekte, kulak her şeyi arızasız duymakta, ağız lezzetleri tatmakta ve burun da koku almaktadır. Bir an olur ki bu fakülteler, vücuttaki umumî zehirlenmeler ve vücudun yaktığı şeyler neticesinde gaz dengelerinin bozulması karşısında merkezi sistemi tutamamakta, tabiri caizse elleri gevşemektedir. Binaenaleyh göze kumanda edeceği yerde edememekte, göz bulanık görmeye başlamakta ve yavaş yavaş kapanmaktadır. Aynı şekilde kulak ve buruna kumanda edemeyip kulak duymaz hâle gelmekte, burun ise koku alamaz duruma düşmektedir. Vâkıa, insan uyurken kokuyu da duymamaktadır. Yani nim bir adem-i merkeziyet söz konusudur.

131