Biz de bu dünyada üzerimize düşen rolü oynayacak ve ötede O da (celle celâluhu) adalet ve rahmaniyetiyle tecelli edecektir ki biz de onu bekliyoruz. Evet, rahmetiyle hakkımızda iyi takdirlerde bulunmasını, bizi hoşnut ve razı edecek hükümler vermesini umuyoruz.
Arz ettiğim gibi, niyetimiz sorulara cevap vermek ama ben bu işi ancak bu kadar yapabiliyorum. İnşâallah, daha maharetli biri gelir, bu meseleleri size daha detaylı anlatır. Ancak şu anda bana düşen budur. Bu konuda kendi rolümü oynayacağım; zaten elimden başkası da gelmez.
***
İnsan bir hayrı elde etmek için beklediği ve o hayrın yolunda olduğu müddetçe hayır işliyor, sevap kazanıyor gibi olur. Namaz, insana sevap kazandırdığı gibi, namaz için abdest alma, hatta bazen –bir hadis-i şerifin işaret ettiği gibi– çok meşakkat ve zorluklarla abdest alma da insana ayrıca sevap kazandırır.3 Haddizatında bu abdest, sırf namaz kılmak için alınmıştır. Mescide gidip namaz kılmak ibadet olduğu gibi, dinimiz mescidin yolunda atılan adımları dahi ibadet saymıştır. Demek ki mukaddes işler istikametinde alınan solukları, verilen nefesleri, atılan adımları Allah (celle celâluhu) ibadet olarak kabul etmektedir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) pek çok meşgaleleri olurdu; cemaate namaz kıldırır, vaaz u nasihat eder, zevcelerinin hukukunu gözetir, çocuk terbiyesi üzerinde durur, heyetleri kabul eder, yerinde savaşa gider ve insanların arasını bulur… hâsılı, bir insanın altından rahatlıkla kalkamayacağı işlerin hepsini yapmaya çalışırdı.