İçeriğe geç

Bedeviye söylenen bu sözler ne harikadır! Nasıl bütün cümleler, onun can damarı olan hususlarla alâkalıdır! Kıtlık, belâ, musibet ve çöl ortasında çekilen sefalet ne demektir.? Bunu çok iyi bilen bedeviye, bütün bu hâl ve durumlarda tek melce ve mence olacak bir Kudreti Sonsuz’dan bahsediliyor. Esasen, onun vicdanından yükselen de aynı mânâlardır. Fakat bedevi, henüz bu sesin mânâsını kavrayabilmiş değildir. Ama sanki Allah Resûlü bu ifadelerle, sadece onun içinde yükselen bu sesin mânâsını ona talim edip öğretiyordu. Söylenen sözler bedeviye o kadar tesir edip onu öyle kıskıvrak yakalamıştır ki, bedevinin, Allah Resulü’ne teslim olup İslâm’a girmekten başka çaresi kalmamıştır. Kalmamış ve biat edip sahabi olma şerefine ermiştir.271 Konuşulan şeyler, çok sadedir. Üslûpta öyle belâgat ve fesahat oyunları yapılmamıştır. Fakat şu bir gerçektir ki, hâlin iktiza ettiği duruma tam mutabık hareket edilmiş ve bedevi dize gelmiştir…

Zaten taş yürekli insanlardan, melekler gibi bir millet hâsıl etmek, yeryüzünde Hz. Muhammed Aleyhisselâm’dan başka kime nasip olmuştur ki? O, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine bahşettiği dinamikleri öyle yerinde ve ustaca kullanmıştır ki, meydana getirdiği inkılâp, hâlâ tarihçilerin ve sosyologların anlayamadıkları bir muammadır. Allah Resûlü’nün içtimaî hayat deryasına fırlatıp attığı cevherlerden meydana gelen dalgalar, gelip ta yirminci asrın sahiline kadar uzanmış ve asrımızın sahillerini dahi tesiri altına almıştır.. ve bu işin kıyamete kadar devam edeceğinde de şüphe yoktur.

253