Bugün dünyanın her yanında, akın akın İslâm’a dehaletler olmaktadır. Bu, içtimaî hayat deryasına Allah Resûlü’nün attığı cevherlerin meydana getirdiği o büyük dalgalanmaların, asrımızın sahiline vurmasından başka bir şey değildir. Zaten tesir gücü asırlar süren bu kudsî cazibe başka kime ait olabilir ki? Hz. Muhammed Aleyhisselâm’dan başka böyle bir cazibeye sahip olan ikinci bir şahıs var mıdır ki onun olsun. Asla ve kat’a. O ki, ferîd-i kevn ü zamandır.. her şey O’nun yüzü suyu hürmetinedir.
Huneyn’de Muhacir ve Ensara Hitabı
Nebiler Sultanı, nasıl en zor problemleri gayet kolaylıkla çözüyor ve halledilmez gibi görünen meseleleri rahatlıkla ve fevkalâde süratli bir şekilde hallediyordu; aynen öyle de, nice en dirayetli insanları tereddüde, hatta paniğe sevk edecek ani ve beklenmedik hâdiseler karşısında O, her zamanki vaziyet ve soğukkanlılığından hiçbir şey kaybetmeden süratle harekete geçer, bir hamlede o problemi, o kargaşayı halleder ve duruma hâkim olurdu. Yaptığı her hareket, attığı her adım, söylediği her cümle ve her kelime tetkik edildiğinde de görülecektir ki, O’nun her hareketi, her adımı ve sözlerinin her kelimesi, hassas bir mizan ve ölçü içinde planlanmış ve zamanlama, saniye ve âşirelerine kadar gayet hassas bir ustalıkla ayarlanmıştır. Eğer bir saniyelik bir gecikme söz konusu olsa veya söylenen sözlerden bir tek cümle ihmale uğrasaydı, bu derece muvaffakiyet gerçekleşemezdi. Hâlbuki Allah Resûlü, bu hareketini ölçüp tartmamış ve uzun boylu düşünmeye bile fırsat bulamamıştır. Öyleyse bu gibi vak’aları, O’nun fetanet-i a’zam sahibi olmasından başka ne ile izah edeceksiniz.?