İçeriğe geç

“Allah Resûlü, Cibril’le oturmuş sohbet ediyordu.. ve kim bilir kaç günden beri ağzına bir şey koymamıştı. Cibril O’nun en sadık dostuydu. Zayıf bir rivayette Allah Resûlü’ne şöyle demişti: “Ben, Senden sonra yeryüzüne ancak birkaç defa ineceğim.” Çünkü Hz. Muhammed Aleyhisselâm’sız bir dünya Cibril’e de hicran olur. (Nitekim, seneler var ki bu dünya bize de hicran olmuştur.) Ve Cibril’e bu durumunu söyledi: “Günlerdir ağzıma bir şey koymadım.” Birden gök gürültüsü gibi ses duyuldu. Bir melek iniyordu. (Taberânî’deki rivayet onun İsrafil Aleyhisselâm olduğunu söyler.) Cibril, Efendimiz’e bu meleğin dünyaya ilk defa indiğini haber verir. Melek Cenâb-ı Hak’tan selâm getirmiştir.. Allah (celle celâluhu) sormaktadır: “Melik bir peygamber mi, yoksa kul bir peygamber mi olmak istersin?” Allah Resûlü, Cenâb-ı Hak’tan gelen bu teklif karşısında tahayyürle Cibril’e bakar. (O, belli bir noktaya kadar Cibril’den mârifet dersi alırdı. Hatta miraçta, Efendimiz, Cibril’in Cenâb-ı Hakk’a karşı olan kurbiyet tavrına hayran kalmıştı.. ve bunu bir münasebetle de zikrederler.502 Evet, Cenâb-ı Hakk’ı, Cibril gibi bir meleğin bilmesi ölçüsünde bilmek mümkün değildir.) Cibril Allah Resûlü’ne işaret eder ve şöyle der: تَوَاضَعْ لِرَبِّكَ يَا مُحَمَّدُ“Ey Allah’ın Resûlü! Rabbine karşı mütevazi ol!”

Zaten, bizzat Cenâb-ı Hak da Kur’ân diliyle, Resûlü’ne tevazuu emretmiyor mu: وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ“Sana tâbi olan mü’minlere tevazu kanatlarını indirebildiğin kadar indir.”503 gibi nice âyetler var Kur’ân’da.

Ve, Allah Resûlü de aynı şeyi talep etti: بَلْ عَبْدًا رَسُولًا“Kul bir peygamber olmayı isterim.”504

772