Allah, insanlar içinden bir insanı seçiyor; ve her şeyi reşha gibi kusursuz ve arızasız aksettirecek nezih bir Ruh’u intihap edip, insanlara mesajını O’nunla gönderiyor; O da, getirdiği bu mesajı yorumlarıyla açıklıyor, önümüze seriyor. Buna karşılık bazı densizler kalkıp, o Musaffâ Elçi’ye karşı tavır alıyorsa, o zaman bunun adı, ancak ve ancak Allah’a isyan, O’na başkaldırma ve Cehennem’e istihkak kesbetme olur. Çünkü, yine Buhârî’nin rivayet ettiği bir başka hadis-i şerifte Efendimiz bizzat:
“Girmemekte direten müstesna, ümmetimden herkes Cennet’e girer.” buyurmuşlar. Ashab-ı kiramın: “Girmemekte direten kimdir, yâ Resûlallah?” diye sorması üzerine de: “Bana itaat eden Cennet’e girer; bana isyan edense Cennet’e girmemek için inat ediyor demektir.”27 cevabını vermişlerdir.
Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin, Irbâd İbn Sâriye’den rivayet ettiği bir başka hadis-i şeriflerinde ise Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem):
“İçinizden benden sonra yaşayanlar pek çok ihtilaf ve herc ü merç göreceklerdir. Siz sünnetime ve doğruya götüren Raşid Halifelerin (yani Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’nin) sünnetine sarılın, yapışın. Bunlara dişlerinizle sımsıkı tutunun!” buyurmuşlardır.
Hadisin devamında, yine sünnetin her şey olduğuna ve her şeyi aşan ehemmiyetine işareten: وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ، فَإِنَّ كُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ“Zinhar, sonradan ortaya çıkma işlerden (bid’at) sakının; çünkü, her bid’at dalâlettir.”28 buyrulmaktadır.
Yine, Taberânî’nin rivayet ettiği meşhur bir hadiste: