İmam Müslim ve Ebû Dâvûd, Avf b. Mâlik’ten naklediyorlar: Avf b. Mâlik diyor ki: “Bir gün Allah Resûlü’nün huzurunda bulunuyorduk.. ve hepimiz 8-9 kişi kadardık. Bize: ‘Biat edin!’ buyurdular. Hepimiz hayret etmiştik. Biz şimdiye kadar birçok defa biat etmiş değil miydik? Ve sorduk: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Hangi şey üzerine biat edelim?’ Cevap verdiler: أَنْ تَعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَتُصَلُّوا الصَّلَوَاتِ الْخَمْسَ وَأَنْ لَا تَسْأَلُوا النَّاسَ شَيْئًا“Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, beş vakit namazı tastamam kılmak ve insanlardan hiçbir şey istememek üzere biat edin!”4
Bu son cümleyi söylerken, sesini iyice düşürmüş ve sanki başkalarına duyurmamak için gayret gösteriyordu. Belli ki, başkasının duymasını istemiyordu.
İhtimal, duyulsaydı, bu sahabiler mahcup olabilirlerdi. Allah Resûlü, olabildiğince hassas bir insandı. Arkadaşlarına karşı hiçbir zaman perdeyi yırtmamıştı.
Ve seneler geçiyor; bu insanlardan birçoğu fakir düşüyor. Fakir düşüyor ama, istememe mevzuunda öyle ince eleyip sık dokuyorlardı ki, atının üzerinde giderken, kamçısı yere düşse, oradan geçmekte olan birine “Şu kamçıyı bana ver!” demeyi dahi tese’ül saydıklarından demiyorlardı.5 Muhtemel böyle bir söz verdikten sonra bunlardan hiçbiri kimseden bir bardak su bile istememişlerdi.
İmam Buhârî, Sahih’inde anlatıyor: “Hakîm b. Hizam, Allah Resûlü’ne geldi ve bir şey istedi. Allah Resûlü ona, istediğini verdi. Ancak Hakîm’in istemesi bitmedi. Aynı anda birkaç kere daha isteğini tekrar etti.. ve Allah Resûlü de, o ne istediyse verdi. Sonra da şöyle buyurdu: