İçeriğe geç

Tedvîn döneminden sonra, hadisleri mevzularına göre sınıflandırmak suretiyle kitaplar “telif etme” mânâsında “tasnif” başlamış ve bu dönem, İslâm hadis tarihinin altın dönemi olmuştur. Bir yandan, Ebû Dâvûd et-Tayâlisî, Müsedded b. Müserhed, el-Humeydî ve Ahmed İbn Hanbel gibi mümtaz simalar “Müsned”lerini meydana getirirken; diğer yandan da Abdürrezzak b. Hemmam gibi kimseler “Musannef”ler telif ediyorlardı. İbn Ebî Zi’b ve İmam Malik Muvatta’ını ve Yahya İbn Said el-Kattân ve Yahya İbn Said el-Ensarî’nin “telifat-ı güzide”leri de yine bu altın döneme rastlar.

Bu zâtlar, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî ve Yahya İbn Maîn gibi büyük muhaddislerin şeyhleridirler. Nihayet, Kütüb-ü Sitte’nin telif vakti gelmiş ve İslâm hadis külliyatının en mevsûk altı kitabı kabul edilen bu eserlerin müellifleri, bir zebercet çağın kapısını aralamışlardır.

Hemen hemen aynı zamanlarda yaşayan bu devâsâ kametler, aynı zamanda modern telifin de üstadlarıdırlar. Zaten, Buhârî ile Müslim arkadaştı.. Tirmizî, Buhârî’den ders almış bir muasırdı.. Nesâî ve Ebû Dâvûd da aynı dönemin hadis pîrleriydi. Bunlarla Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) arasında ancak üç-dört nesil vardı.. ve bu nesillerin altın silsilelerini teşkil eden halkalar, yalanın rüyalarına dahi girmediği büyük zatlardan meydana geliyordu.

Dinin yarısını teşkil eden sünnet, bu şekilde, şek ve şüpheye mahal bırakmayacak ölçüde, en mevsûk kanallardan, alabildiğine hassas ve kılı kırk yaran muhakkik zatlar tarafından, hem de ta sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn döneminden başlayarak kaydedilmiş, ezberlenmiş, muhafazaya alınmış ve sonra da harfi harfine nakledilmiş, kitaplara geçmiş ve bu günlere gelip ulaşmıştır.

453