İçeriğe geç

Görülüyor ki, elimizde mikroskop veya X ışınları, mikro varlıklar karşısında ihatasızlık içinde olduğumuz gibi, makro âlemde de aynı ihatasızlık içinde bulunuyoruz. Şimdi bir de, Allah’ı (celle celâluhu) düşünelim: Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “Allah’ın Kürsî’sine nispeten, bütün kevn ü mekânlar (yani ışık hızıyla trilyon defa trilyon derinlikleri bulunan kevn ü mekânlar), çöle atılmış bir halka gibidir. “O’nun Arşına nispeten de Kürsî, çöle atılmış bir halka gibidir.”1 Kemmiyet ve keyfiyet ölçüleri içinde, Arş ve Kürsî ele alınırken ortaya konan nispetlerle bu ne müthiş azamet!.. Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, emir ve iradesini bu Arş ve Kürsî’den tenfiz ve hükmünü oradan icra ediyor…

Şimdi, kâinatlara nispeten mikroskobik bir hüviyette olan sizlerin, bütün kevn ü mekânları anlayabilme iddianız, nasıl abes bir iş ise, öyle de bütün mekânlar O’na nispeten mikroskobik bir varlık hâline gelen; Arş-ı A’zam’ı anlama gayretiniz de o derece abes bir iştir. Kaldı ki, Arş-ı A’zam da ancak, Allah’ın emirlerinin tenfîz ve icra mahallidir. Böyle olunca, Allah nasıl ihata edilip kavranacak ki?..

Onun için Kur’ân-ı Kerim’de “O’nu gözler ihata edemez; O(nun ilmi) ise bütün gözleri ihata eder.” buyurulmaktadır.2

Evet, o basar ve basiretler O’nu idrak ve ihata edemez. Görmek için ihata lâzımdır. O, bütün basar ve basiretleri idrak buyurur, ihata buyurur da, gözler O’nu ihata edemez. Mevzuun aydınlığa kavuşması için, bu cihetin de böylece bilinmesi şarttır.

24