Evet, âyât-ı tekvîniye (kâinat kitabının mevzu ve meseleleri) karşısında bin türlü kafa sancısı çeken, O’nu görecektir. Büyük nebi Hz. Musa ve nebilerin efendisi Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi durumlarına göre mutlaka O’nu göreceklerdir. Diğerleri de kendi çaplarına göre… Ve burada araştırma, tefekkür etme hususuna büyük bir teşvik vardır. Ahirette bey ve sultan olmak isteyenler, dünyada, kafa ve kalb yapılarını yenilemeye çalışacak, daha doğrusu, orada, fikren ve ruhen yükselmiş kimselere yakışır şekilde Allah’ı görmek ve duymak için burada, kalb ve ruhlarını yaşayacak, himmetlerini âli tutacak; bir kova su ile oraya gitmeyecek, bir umman taşıyacaklar ötelere… İbrahim Hakkı Hazretlerinin, zayıf olduğuna bakmadan tercüme ettiği bir hadis-i şerifte -bazıları mevzu da diyor- şöyle buyrulmuştur:
Cihanlar, azameti yanında zerreler kadar dahi olmayan O yüce varlık, ne lütufkârdır ki; her mü’minin kalbinde “kenzen” bilinir ve O’nun duygularının itminanına vesile olur!..
Her şeyin doğrusunu O bilir.
Dipnotlar
- 7 el-Cürcânî, et-Ta’rifât s.218; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 2/173.