Evet, biz dünyayı terk edemeyiz. Çünkü ahiret namına bulacağımız pek çok şeyi, dünya vasıtasıyla elde edeceğiz. Doğrudur, o bir erâcif ve pislik yığınıdır; ancak nice hakikat cevherleri de o erâcifte saklıdır. Hani, Mahmud Gaznevî Hazretlerine ait, Mesnevi’de bir kıssa anlatılır. Tabiî ki bu ve benzeri kıssalar kıyas-ı temsîlî olarak nakledilmektedir. Esasen, La Fontaine’den evvel Beydaba, hayvanları hikmet diliyle konuşturmuş ve daha sonra birçok İslâm âlimi de bu usûlü eserlerinde sıkça kullanmışlardır. Mevlâna da bunlar arasındadır. O, Gazneli Mahmud’la O’nun kapısının eşiğindeki bir köpeği konuşturur:
Köpek durmadan sarayın önündeki mezbelelikte eşinip durmaktadır. Bazen hiçbir şey bulamamasına rağmen ertesi gün yine gelmekte ve yine akşama kadar orada eşinip durmakta. Bir gün Sultan Mahmud bu köpeğe sorar: “Günlerdir bu çöplükte eşinip duruyorsun; hâlbuki bir şey de bulamadın, bıkıp usanmadın mı ki hâlâ, aramaya devam ediyorsun?” Köpek kendi diliyle cevap verir: “Ben, bir gün bu çöplükte eşinirken bir kemik bulmuştum. İşte onun hatırına her gün buraya uğrar ve bir şeyler ararım. Belki bir gün yine bir kemik bulurum…”