Mehdi, peygamber olmadığı gibi kendisinin, mehdiyeti temsil eden kişi olduğunu ilan ve ifade etmesi de onun vazifesi değildir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberliğini ilan etmesi peygamberlik vazifesi cümlesindendir. Kendisine “Sen Allah’ın resûlüsün” dendiği zaman Efendimiz, –hâşâ– “Nerede resûllük nerede ben!” deseydi başaşağı giderdi. O yüzden nasıl ki, “Lâ ilâhe illallah” demesi Efendimiz’in vazifesiyse “Muhammedün Resûlullah” demesi de O’nun vazifesiydi. Mehdi’ye gelince o, Allah Resûlü’nün bir mirasçısıdır. Ahir zamanda verâset-i nübüvvet vazifesini yapacaktır ancak o, bu vazifeyi ilan etmekle mükellef değildir.
Hazreti Mesih ise –şayet şahs-ı mânevî değil de bizzat şahsıyla nüzul edecekse– “Ben peygamberim” demeyecektir. Çünkü o, peygamber olarak değil, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmet olarak nüzul edecektir ki Buhârî, Müslim ve Ahmed İbn Hanbel’in Müsned’inde bunu destekleyen hadis-i şerifler vardır. Mehdi, Hazreti Mesih’e “Namaz kıldır!” diyecek, ancak o, “Siz, birbirinize imam olursunuz, ben size imam olamam!” diye cevap verecektir.48 Bunu da böyle anlamak lâzımdır.
Sorunun ikinci kısmında geçen Kahtânî, Buhârî’de isim söylenmeden,49 Müslim’de ise Cehcâh ismiyle zikredilmektedir.50 İmam Kastallânî Buhârî şerhinde, Cehcâh’ın –muhtemelen– Buhârî’de isim verilmeden zikredilen o şahıs olduğunu söylemektedir.51