İçeriğe geç

Hazreti Ali bu devrede, yavaş yavaş bozulmaya yüz tutmuş bu düzene yeniden bir şekil verebilmek için dişini sıkmış, “Ben artık bu evde oturamam. İnsanlara iyi örnek olmam lâzım.” düşüncesiyle normal zamanda oturduğu evini bile terk etmiş.. günde iki defa yemek değil, belki iki günde bir defa yemekle yetinir hâle gelmişti. Bu sırada o, Türkiye’den kat be kat daha büyük bir devletin halifesiydi. Bir defasında Kûfe’de çarşıda gezerken biri Hazreti Ali’nin soğuktan tir tir titrediğini görmüş ve ona, “Kış günü sırtınızda böyle ince bir elbise giymişsiniz. Üzerinize kalın bir elbise alsanız.” demişti de, bunun üzerine Hazreti Ali o kimseye şöyle cevap vermişti: “Benim şahsî imkânlarım ancak bu kadarına yetiyor. Bunun ötesinde bir şey alamam.”209

Hazreti Ali, Resûl-i Ekrem devrini, o devirdeki duruluğu tekrardan ihya etmek istiyordu. Ancak o dönemde Müslümanların içine değişik fikrî cereyanlar ve fitneler girmişti ve bu meselede muvaffak olmak çok zordu. Yine de bir nebze muvaffak olundu ise bu, Haydar-ı Kerrâr ve Şâh-ı Merdân’ın gücü, onun dirayet ve zekâsı sayesinde olmuştu.

280