İnsanlar, cinleri tesir altına alabildikleri gibi onların da insanlara tesir etmeleri söz konusudur. Biz insanlar, mazharı olduğumuz esmâ ile onlara müdahale edebildiğimiz gibi onlar da mazhar oldukları esmâ ile bize müdahale edebilirler. İbn Ebi’d-Dünya, cinlerin istedikleri zaman istedikleri şekle giremeyeceklerini söylüyor. Onların şekil değiştirmeleri belki de mazhar oldukları bir isme göre oluyor. Mesela diyelim ki “el-Musavvir” cinlerin mazhar olduğu isimlerden biri olsun. Belki onlar bunu söyledikleri zaman hayalinden ne geçirirlerse o şekle girerler. Ağaç deyince ağaç, yılan deyince yılan şeklini alabilirler. İşte cinler böyle bir kısım esmâya mazhardırlar. Bu isimler vasıtasıyla kendi daireleri ve sahaları içinde bazı kimseleri tesirleri altına almaları düşünülebilir. Fakat umumiyet itibariyle biz, cinlere maskara olan ve onların tesiri altına giren insanların üç yolla bu duruma maruz kaldıklarını görüyoruz:
Birincisi, ispirtizma, ruh ve cinler gibi şeylerle meşgul olanlar, umumiyetle rehbersizlikten ötürü bazı güçlü, kuvvetli cinlerin tesiri altına girerler ve artık zihnen ve fikren bizim bulunduğumuz mekân boyutları içinde kalamazlar. Bu sebeple başkaları onların tutum ve davranışlarını ters görür ve konuşmalarını da hezeyan bulurlar. Gerçi hekimler onların gördüğü ve duyduğu bazı şeylere halüsinasyon derler. Hâlbuki onlar boyut değiştirip başka bir âlemle kontak olmuşlar, oradan gelen sesleri dinliyor ve oraya seslerini gönderiyorlardır. Böyleleri çoğu zaman rehbersizliğin getireceği risk ve problemlere maruz kalırlar. Binaenaleyh bu türlü seanslar tertip edip cinleri ve şeytanları çağırma yoluna gitmek, tehlikeli bir uğraştır.