İçeriğe geç

Geçmiş dönemlerde peygamberlik iddiasında bulunan çok sayıda insan çıkmıştır. Bunların sonuncusu, yirminci asırda İslâm âlemine çok pahalıya mal olan, Kâdiyânilik’in kurucusu Gulam Ahmed’dir. Hayatına baktığımızda benzerlerinde olduğu gibi onun da cinlerin tasallutuna maruz kaldığını görürüz. Bu insan da başta çok masumdur ve Hindistan’da yaygın olan yogizme reaksiyon olarak ve İslâm’ı yüceltme maksadıyla cinlerle temas temin etmiştir. Bilindiği üzere yogizmde müthiş bir ruh gücü vardır. O da bunlara galebe çalmak ve bu yolla İslâm’ın üstünlüğünü göstermek istemiştir. Müslümanlar arasında bu işin cereyan etme şekline “fakirizm” denir. Gulam Ahmed fakirizmle işe başlar fakat habis ruhlar onun üzerinde de hükümlerini icra etmeye başlarlar. İlk başlarda kendisine devamlı surette müceddit olduğu fikri telkin edilir. Her şeyin şirazeden çıktığı yirminci asırda bunları düzene koyacak olanın kendisi olduğu söylenir. Daha sonraları bu habis ruhların Gulam Ahmed’i (daha sonra kurulan) Pakistan ve Hindistan’a karşı Batılı sömürgeci devletler hesabına çalışmaya sevk ettiği görülür. Keza kitaplarında, kendileri müstakil bir İslâm devleti kursalar dahi hiçbir zaman başkalarının kendilerine getireceği saadeti temin edemeyeceklerini söyler. Ona göre ancak İngilizler sayesinde cennet gibi bir hayat yaşama imkânı vardır. İnsan, dünyada başkasının esiri olursa ahirette hür olacaktır.

Burada, habis ruhların tasallutuna maruz kalma söz konusu olabileceği gibi Müslüman toplumun ilerlemesini engelleme adına başkaları tarafından kullanılma da söz konusu olabilir.

Sonraki beyanlarına baktığımızda Gulam Ahmed karşımıza bu sefer daha farklı çıkar. Bu defa da o, kendisinin âhirzamanda beklenen mehdi olduğunu iddia eder. Bu, habis ruhların onu getirdiği ikinci devredir. Son safhada ise artık kendisinin Hazreti Mesih olduğunu iddia etmeye başlar.

84