İçeriğe geç

İşte bu mübarek zat, insan topluluğu içinde âdeta bir latîfe mesabesindedir. Şöyle ki, insanlar, harpte sıkıştıkları anlarda ondan Allah’a dua etmelerini istiyorlar, o da ellerini kaldırıp, “Allahım! Sen İslâm ordusunu muzaffer kılmazsan ellerimi vallahi indirmeyeceğim!” diyerek dua ediyordu. Ardından hezîmet zafere çevriliyor, kasvetli bulutlar bir anda siliniyordu.76

Evet, bir toplumu teşkil eden fertler arasında bu türden Hızır gibi kimseler vardır. Belki de bunlar Hızır’dır ve hayat bu gibi kimselerle devam etmekte, onların dualarıyla insanlık da hüsnükabule mazhar olmaktadır. Bununla alâkalı değişik vesilelerle pek çok misal arz ettiğimi hatırlıyorum. Meselâ Atâ ve Muhammed İbn Münkedir gibi kimseler kendi devirlerine ait bu kabilden pek çok hâdise naklederler.

Bunlardan birinde şöyle anlatılır: Ravza-i Tâhire’nin Cibril kapısına doğru oturuyordum. Halk kıtlıktan şikâyet ediyordu. Hayvanlar bağrışıyor, her yanda kuraklık hüküm sürüyordu. Gök âdeta bir kıskançlık hâline girmiş ve bir damla yağmur düşürmüyor, yer de bir ot bitirmiyordu. Derken içeri siyahi biri girdi. Ellerini Huzur-u Risalet-penahi’de kıbleye çevirdi ve şöyle dedi: “Ya Rabbi! Ümmet-i Muhammed perişandır. Vallahi yağmur yağdırmazsan ellerimi indirmeyeceğim!” Allah’a yemin ederim ki, ellerini indirmeden şakır şakır yağmur yağmaya başladı.

Böylesi yüce kâmetler insanlar içinde daima vardır ve bunlar, topluluk içinde âdeta kalb vazifesini görürler. Topluluk farkına varsın veya varmasın bu gizli kutuplar sayesinde rahmet âlemiyle hep münasebete geçilegelmiştir.

105