Tabi ki bu hâller, yıllarca gece namazını ihmal etmemiş kimseler, aklından geçen hatalardan ötürü dahi dizlerini döven, göğsüne vuranlar için inkişaf edebilir. Gecesini aydınlatamamış ve Rabbiyle murâkabesi olmayan kimseler, bu latîfenin dilini ve hâlini anlayamazlar. İnsan, bir yabancı dil öğrenmek için bile yıllarını vermektedir. O latîfenin dilini öğrenmek, gece karanlıklarında Rable hemhâl olmaya bağlıdır. İnsan ancak bununla o latîfeyi inkişaf ettirebilir. Zamanla latîfe onu, o da latîfeyi anlar, kulağında çınlamaya başlar, dili ona tercüman olur, kalbi onun için atar ve o bütünüyle insanlık adına bir nabız kesiliverir. Bu ufku yakalayan bir kimse, o dakikada yemin etse, “Vallahi ya Rabbi, ümmet-i Muhammed’e lütufta bulunmazsan ellerimi indirmeyeceğim!” dese, Allah onun bu isteğini geri çevirmez. Meseleyle biraz meşgul olanlar benzer ruh hâletini yakalamışlardır ve beni tasdik ederler. On sene aksatmadan teheccüd namazı kılan, ağlayamadığından dolayı göğsünü döven ve her hafta birkaç defa seccadesini gözyaşlarıyla ıslatan kimseler ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır.
74 Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye s. 222-223 (Şûle).
75 Bkz. Tirmizî, menâkıb 54; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 7/66; el-Hâkim, el-Müstedrek 3/331.
76 Hâkim, el-Müstedrek, 3/331; el-Beyhakî, Şuabü’l-iman, 7/331; İbn Hacer, el-İsâbe, 1/281.