İçeriğe geç

Modern yorumcular, astronomiye işaret eden bir hayli âyetin var olduğundan söz ederler. Bu cümleden olarak –daha önce de geçen ve makam münasebetiyle bir kere daha zikredilecek olan– Fussilet Sûresi’ndeki سَنُرِيهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَفِۤي أَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ الْحَقُّ “Biz onlara gerek âfâkta (bütün buudlarıyla yer-gökler) ve gerek kendi nefislerinde (anatomik, fizyolojik yapılarında, ilm-i nefs ve ilm-i ruh açısından) âyetlerimizi (delil ve burhanlar) göstereceğiz de onlar nazarında bu Kur’ân’ın mutlak doğru olduğu tebeyyün edip ortaya çıkacaktır.” (Fussilet sûresi, 41/53) âyet-i mübini, günümüzde dev teleskoplarla âfâkın keşfedilip değerlendirileceğini; ilm-i ebdân, ilm-i nefs ve ilm-i ruh gibi konuların da bizcesinin ortaya konacağını işaretlemektedir ki –yarınların daha nelere gebe olduğu mahfuz– bu babda da yine o Mu’cizbeyan Kitap selim vicdanlara وَبِالْحَقِّ أَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ “O Kur’ân’ı Biz, hakkın ta kendisi olarak indirdik ve o mutlak hakkın kendisi olarak nâzil oldu.” (İsrâ sûresi, 17/105) hakkaniyetini tescil ettirmektedir.

29