İçeriğe geç
11. Bölüm

Müfredat mânâsı (8. âyet)

وَمِنَ النَّاسِ : Dil açısından baktığımızda, mü’minler anlatılırken ayrı bir tarz ve üslup, kâfirler anlatılırken değişik bir ifade şekli, münafıklardan söz edilirken ise bambaşka bir anlatım söz konusu olmuştur.

Malum olduğu üzere مِنْ teb’iz içindir. اَلنَّاس ise, اَلْإِنْسَان kelimesinin alâ gayri’l-kıyas cem’idir ve aslı أُنَاس’tır. إِنْسَان kelimesinin, أُنْس veya نِسْيَان kökünden türemiş olduğu söylenmektedir. Bu kelime أُنْس kökünden olduğu takdirde, herkesle ülfet ve ünsiyet tesis edebilen içtimaî bir varlık; نِسْيَان kökünden geldiği kabul edildiğinde de unutkan bir varlık mânâsına gelmektedir. İkinci mânâda bu varlığa insan denilmesi, kendini vazife zamanında unutup, mükâfat zamanında hatırlama veya kendisine lütfedilen nimetleri unutma gibi bir nükte ile irtibatlandırılabilir. Bazıları, اَلنَّاس kelimesinin, doğrudan doğruya bir ism-i cem’i olduğunu söylemişlerdir ki müfred, tesniye ve cem’i yok demektir. اَلنَّاس’ın başındaki harf-i tarif de ahd içindir.

مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ âyetindeki مَنْ malum olduğu üzere ism-i mevsûldur. Kur’ân-ı Kerim, bazen bu türlü kimselere câmid nazarıyla bakmasına rağmen bu âyet-i kerimede münafıklar, akıl sahibi varlıklar olarak ele alınmıştır.

يَقُولُ : Bu kelimenin müfred olarak kullanılmasında şöyle bir nükte vardır: Teker teker münafıklardan hangisiyle karşılaşılsa, tek başlarına oldukları hâlde aynı şeyi ama nevileri namına söyleyerek اٰمَنَّا “Biz iman ettik.” derler ve aldatma psikolojisi içinde kendi nevini, yani münafıklar gürûhunu tezkiye lüzumunu duyarlar.

221