İçeriğe geç

Diğer bir misal olarak, bütün şerlerin ve hayırların özetini ihtiva eden إِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَۤاءِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَۤاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ “Şüphesiz Allah, adalet ve istikameti, en engin mânâsıyla ihsanı ve yakınlarına iyilikte bulunmayı emreder; hayâsızlığı, çirkin ve nâhoş işleri, zulüm ve tecavüzü de yasaklar.” (Nahl sûresi, 16/90) âyet-i kerimesi de îcâz açısından üzerinde durulan veciz beyanlardandır.

Kur’ân-ı Mübin’de benzer îcâz türünün onlarcasını göstermek mümkündür; ancak konunun hususiyeti bu enginlikteki bir tahlile müsait olmadığından biz de mecburen çerçeveyi dar tutmak zorundayız. Burada meseleyi noktalayarak bir-iki örnekle îcâz-ı hazf’e geçmek, birkaç âyet-i kerime ile ona da temas ettikten sonra ayrı bir beyan sultanlığını işaretlemek istiyoruz.

Belâgat âlimlerinin ifadelerine göre “îcâz-ı hazf”; kelâmın bazı kısımlarının, onlara delâlet edecek lafzî veya mânevî bir karine bırakılarak hazfedilmesi yani zikredilmemesidir. Hazfedilen, bir harf olabildiği gibi bazen bir kelime ve bir cümle de olabilir. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’da bu tür hazfin de onlarca örneğini göstermek mümkündür.

Mesela, وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا “Ben iffetsiz biri değilim.” (Meryem sûresi, 19/20) Burada أَكُنْ olacakken ن harfi hazfedilmiştir. İfadenin bu şekilde vârid olması, o esnadaki konjonktüre ve heyecan hâline fevkalâde uygun düşmektedir.

Bir başka misal olarak: حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ “Size analarınızla evlenmek haram kılınmıştır.” (Nisâ sûresi, 4/23) âyetinde, evlenmek mânâsına gelen نِكَاح kelimesi hazfedilmiştir; mesele vâzıh ve anlatılmak istenen husus da gayet açıktır.

18