İçeriğe geç

Bunun gibi, bu Kitab-ı Kerim’de, bazen رَبِّ اغْفِرْ لِي “Rabbim beni yarlığa!” (A’râf sûresi, 7/151) beyanında olduğu misillü muzâfun ileyh yâ’sı (ي) hazf edilerek îcâza gidilmiş; bazen وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا “Kim tevbe edip sâlih amel işlerse.” (Furkan sûresi, 25/71) âyetinde olduğu türden عَمَلًا mevsûfu hazfedilerek sıfatla yetinilmiş ve bazen de وَكَانَ وَرَۤاءَهُمْ مَلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا “Zira arkalarında her sağlam gemiyi zorla gasp eden bir melik vardı.” (Kehf sûresi, 18/79) beyanında olduğu gibi sağlam mânâsına gelen صَالِحَةٍ sıfatı zikredilmeyerek mevsûfla iktifa edilmiştir.

Îcâz-ı hazf cümlesinden olarak bazen birkaç kelâmın birden hazfedildiği de olur. Sûre-i Yusuf’taki فَأَرْسِلُونِ۝يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ “Beni gönderin.. Ey dosdoğru sözlü Yusuf (dedi).” (Yûsuf sûresi, 12/45-46) âyetinde olduğu gibi. Maksadı muhill olmadan burada şu kelimelerin hazfedildiği anlaşılmaktadır: فَأَرْسِلُونِ [إِلَى يُوسُفَ لِأَسْتَعْبِرَهُ الرُّؤْيَا، فَأَرْسَلُوهُ، فَذَهَبَ إِلَى السِّجْنِ، وَقَالَ لَهُ: يَا] يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ “Beni Yusuf’a gönderin, [rüyanın tabirini O’na sorayım. Bunun üzerine onlar da bu zâtı hapishaneye gönderdiler de o:] Ey doğru sözlü Yusuf, dedi.”

Kur’ân-ı Kerim’de bu kabîlden o kadar çok hazif vardır ki, bunların bütününü zikretmek bir mücellet ister; bu ise bu dar tahlilin istiab haddini aşar.. tabi benim boyumu da...

Aslında Furkân-ı Mübin’deki i’câz ve îcâz hakikatiyle alâkalı, me’ânî ve beyan üstadları onun o kadar çok derinliğinden söz etmişlerdir ki, bunlardan her biri tek başına onun “Kelâmullah” olduğunu göstermekte ve aşkınlığına şehadet etmektedir. Fuhûl-ü ulemanın o engin mülâhazalarını yine onların o harika eserlerine bırakıp biz bu konuyu da çağımızdaki bir beyan üstadının ifadelerine işaret ederek noktalamak istiyoruz:

19