İçeriğe geç
8. Bölüm

Gençlik

Ferdâ, senin, senin bu teceddüd, bu inkılap…Her şey senin değil mi ki, zaten, sen ey şebâb…!

(T. Fikret)

Nesli tanımak, ona vereceğimizi vermek, alacağımızı almak ve bu arada ona bağlı olarak davasının sınırlarını tespit etmek, muhakkak ki, günümüzün en mühim meselelerindendir. En mühimdir; zira her türlü değişikliğe renklilik katan, ayrı ayrı çağlar ve devirler açan odur.

Roma onun, Roma’da ihtilal onun, Yunan onun, Helenizm de onun. Zemin onun âb-ı rûyuna muntazır, eflak çıkaracağı tarrakaya dembeste.1“Acâib-i seb’a-i âlem”2 o muhteşem heykelin kaidesi. Ay, mukavves kaşları; yıldızlar, dudağında tebessüm… Bunları onun hakkında birer abartma saymayın; gerçek genci bin bahâriye ile dahi dile getirmek mümkün değildir.

“Rûh-bahş oldu Mesihâ-sıfat enfas-ı bahâr, Açtılar dîdelerin hâb-ı ademden ezhâr.”

diyen Bâki, nazarını bahardan bu bahar soluklayanlara çevirebilseydi, hilafet saltanatının bu muhteşem şâiri kim bilir, ne diriltici şeyler söyleyecekti.

Nâdanlarca o işe yaramaz bir serseri, anarşi taraftarlarınca tahrip unsuru.. bize göre ihata edilmez muhteva… Hilkatinde afacan, ihmalinde öldürücü zehir, Enderun terbiyesiyle, Bâbüssaâde ağası… Evet, zeminini bulursa bin badire aşan bahadır. Şehvet pazarına düşerse nefsin esiri; herkes ona olta salar, herkes onu elde etmek ister. Elde edebilirsen, senin için bir inşirah unsuru. Açık kapı siyaseti güdersen, meccanî bir metâ… Gönlünü “sadece” mücerredlerle doldurursan, bir hayalperest götürür, müşahhaslara bağlarsan bir totemci olur. Kesebilirsen behîmî hislerden, ikinci bir fıtrat kazanır. Salıverirsen merâya, benliğine cemre düşmüş gibi erir ve yok olur.

Tutup sahip çıkmana göre o,

“Ol bâde kim içse hemânKalbe doğar nur-u cihânVerir hayat-ı câvidân.” (Gedâyî)

zirvelerinde uçacak; terk etmene göre de,

25