İçeriğe geç
18. Bölüm

Kırağı Korkusu

Bir bahar gibi başlar her şey. Güzel tasavvurlar, tatlı düşünceler ve zümrütten hayallerle… Her güzel başlangıç, neticeye ermenin ilk şartı ve ilk sebebi olması itibarıyla da, zevkli ve ümit vericidir. Ancak, pek çok güzel başlangıç vardır ki, “baharı görmeden hazana” erer ve geride kırağı vurmuş bir sürü yıkık rüya bırakır gider.

Başlatılan her hayırlı iş, her hayırlı teşebbüs, kadirşinas mirasçılar ve birleri, binlere ulaştırma sevdalısı nesiller sayesinde varlığa erer ve süreklilik kazanır. Ve şayet, o iş ve teşebbüs, serpilip bağrında gelişebileceği bu ideal kadroyu ve bu karasevdalıları bulamazsa, samyeli vurmuş gibi kurur ve yerle bir olur.

Mısır’dan Roma’ya ondan da bütün Doğu medeniyetlerine ve hatta Osmanlı İmparatorluğu’na kadar, bilumum ümran-ı âlem1 aynı kader çizgisinde doğmuş, aynı platformda gelişmiş ve aynı hazin akıbetle kadavralaşarak tarihe mâl olmuştur. Bir bakıma böyle olması da zarurî ve tabiî idi; zira onlar, kendilerini devamlı kılacak özlerini çoktan yitirmişlerdi. Evet, bir şeyin var olması, şekillenmesi ve olgunluk çağına ermesi için, ne kadar cehd ve gayret gerekli ise, hayatiyetini devam ettirmesi ve varlığını sürdürmesi için de, en az o kadar, belki daha fazla safvet, öze bağlılık, aşk ve vecde ihtiyaç vardır.

59