İçeriğe geç

Bütün bunların ötesinde, Allah’ın insanı hilâfet pâyesiyle şereflendirmesi onun için mansıplar üstü bir mansıptır. Kur’ân-ı Kerim insanı Allah’ın halifesi olarak zikreder. Buna göre, yerlerde, göklerde ne varsa, her şey bir mânâda onun için var edilmiştir. Musahhardır varlık ve bütün eşya onun emrine. Evet, mikro varlıklar o mini dünyalarıyla, makro âlemler o baş döndüren mehâbetleriyle, bir zaviyeden insanoğlu için var edilmiş ve onun maslahatlarına muvafık yaratılmışlardır denebilir. Böyle bir teshîr ve emre âmâde kılma ne insanın yapabileceği türden bir iştir ne de şuursuz eşya ve kör tabiata havale edilebilecek gibidir. Bu geniş alanlı ve olabildiğine kapsamlı musahhariyet, sonra hilâfet unvanıyla umum varlığa müdahale hakkı, ancak ve ancak Allah’ın lütfu ve yaratmasıyla olabilir.

Ayrıca, hangi mânâda olursa olsun, eğer, gökler-yerler, dağlar-dereler, ırmaklar-denizler ve onlarda yüzen gemiler, mikro dünyalar-makro âlemler insana musahhar kılınmış ve onun okuyup değerlendirmesine, değerlendirip yorumlamasına sunulmuşsa –ki öyle olduğunda şüphe yok– bu da insanın her şeyden daha değerli ve nezd-i ulûhiyette özel bir kıymeti haiz bulunduğunu, hatta Allah’ın hususî bir kısım mükerrem ibâdı müstesnâ, insanoğlunun her şeyden daha üstün olduğunu gösterir. Bu itibarla da ona ait hiçbir şey, dünyevî hiçbir değer karşısında feda edilemez; zira o, bedeli bulunmama imtiyazıyla dünyaya gönderilmiş farklı bir varlıktır…

28