İçeriğe geç

Üsame b. Zeyd, bir muharebe esnasında, “Lâ ilâhe illallah” demesine rağmen, karşı taraftan bir adamı öldürür. Gerekçesi, bu adamın içinden gelerek değil de korku zoruyla “Lâ ilâhe illallah” demiş olma ihtimalidir.

Belki Üsame içtihadında doğrudur. Fakat İslâm, zâhire göre hükmetmeyi esas almıştır. Bu vak’a Allah Resûlü’ne iletilince, İki Cihan Serveri, Üsame’yi karşısına alır ve “Onu niçin öldürdün?” diye istintak eder.

Üsame durumu anlatır ama, haksız bulunur. Allah Resûlü onu şiddetle itap sadedinde, “Açıp da kalbine mi baktın?” der ve azarlar.

Bir gün Hz. Üsame bu hâdise münasebetiyle çektiği sıkıntıyı anlatırken şunları söyleyecektir: “O esnada öyle bunaldım ki, kendi kendime, keşke şimdiye kadar değil de şu dakikada Müslüman olsaydım ve bu itabı duymasaydım, diye düşündüm.”4

Üsame ki, Allah Resûlü’nün kucağında büyümüştü. İki Cihan Serveri onu, öz torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den ayırmazdı. Dizinin birinde bunlardan biri varsa, mutlaka diğerinde de Üsame bulunurdu. Ne var ki, haksız bulunduğu bir hususta o, işte böyle bir itap almıştı. Zira, İslâm’da insan muhteremdi (dokunulmazdı). O, harp meydanında dahi zulme maruz bırakılamazdı.

Benzeri bir vak’a Muhallem ismindeki sahabinin başına gelmişti. O da harp esnasında birini haksız yere öldürmüş, daha sonra Allah Resûlü’nün huzuruna getirilerek sorgulanmış ve Muhallem’in öldürdüğü bu insanın da cahilî bir mülâhazaya kurban gittiği ortaya çıkmıştı.

Allah Resûlü, “Adamı niçin öldürdün?” diye sorduğunda, o, “Kâfirdi, onun için öldürdüm!” şeklinde cevaplamış; bu defa Allah Resûlü, “Hayır, adam kâfir değildi!” deyince Muhallem, “Korkudan Müslüman olmuştu!” karşılığında bulunmuş; nihayet Allah Resûlü onu da itap ederek, “Git bir daha bana görünme!” sözleriyle huzurundan çıkarmıştı.

131