İçeriğe geç

Muhallem huzurdan ayrılmış, bir daha geriye dönememiş; zira bir hafta içinde ölmüştü. Ölmekle kalmamış, bazı rivayetlere göre, gömmek istediklerinde toprak onu kabul etmemişti.

Nihayet Allah Resûlü gelip toprağa hitaben, “Ey toprak! Sen ondan daha fenalarını kabul ettin, onu da kabul et!” demiş ve işte ancak ondan sonra Muhallem’i gömebilmişlerdi.5

İnsanın hakk-ı hayatı ve kanının muhteremliği İslâm, Kur’ân ve Sahib-i Kur’ân’ın nazarında işte bu kadar büyüktür. İslâm’ın insana verdiği bu değerden ötürüdür ki, bu ilâhî sistemde kâtil ve caniler hak ettikleri cezayı mutlaka görürler.

Evet, İslâmî bir toplum, bu tür prensiplerle korunmaya alınmıştır. İşte İslâm budur. Bunun aksine bir durum sergileyen her düşünce ve davranış, bu yapının içine dahilî veya haricî düşmanlar tarafından sızdırılmış birer ihanet belgesidir. Onların İslâm’la, İslâm’ın da onlarla hiçbir alâkası yoktur.

2. Nesli Korumak

Nesli korumak, nesebin korunması demektir. Nesli en güzel şekilde terbiye etmek de bu mânâya dahildir.

Evlilik müessesesi İslâm’da kutsal bir müessesedir. Yuvanın mahremiyeti ve bu mahremiyetin ne pahasına olursa olsun korunması gerektiği gerçeği, İslâm’da en ince teferruatına kadar ele alınıp incelenen konular arasındadır. Zinaya getirilen ağır ceza da yine nesli ve yuvayı koruma hikmetine mebnidir.

a. Nesle İndirilen En Büyük Darbe: Fuhuş

Nesli muhafaza, bütün içtimaî sistemlerin en başta gelen meseleleri arasındadır. Ancak İslâm’dan başka hiçbir sistem, istenilen ölçüde nesilleri muhafazaya muvaffak olamamıştır. Bu da şüphesiz, İslâm’la diğer sistemler arasındaki yaklaşım ve mualeceden kaynaklanmaktadır.

132