Şeyh Bedreddin’in en meşhur eseri ise felsefî, tasavvufî ve kelâmî görüşlerinin yer aldığı ve hakkında pek çok tartışma ve eleştirilerin yapıldığı “Vâridât” isimli eseridir. Esasen vâridât, “Allah’tan gelen ilhamlar, vahiyler ve mevhibeler.” demektir. Ne var ki bu kitap, açıktan açığa materyalizmin müdafaasını yapmakta ve yer yer sosyalist ve komünist düşünceler ihtiva etmektedir.
Şeyh Bedreddin, vahdet-i vücutçu daha doğrusu monist olduğunu bu eserinde açıkça ortaya koyar. O, “Varlıkta yalnız birlik vardır. Âlem Cenâb-ı Hakk’ın zuhurundan ibarettir. Bu sebeple âlem yaratılmamıştır.” diyerek tıpkı materyalistler gibi maddenin ezelî ve kadim olduğuna inanmaktadır. Bu görüşlerinden dolayı günümüzde ona bazı marjinal çevreler sahip çıkmakta ve onu yüceltmektedirler.
Şeyh Bedreddin, Timur’un Ankara Savaşıyla Yıldırım Bayezid’ı mağlup etmesinden sonra ortaya çıkan ve tarihte “Fetret Devri” diye bilinen karışık bir dönemde meydana çıkmış, belki de çıkarılmış bir bozguncudur. O, Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi meşhur isyancılarla bir olup padişaha başkaldırmıştır. Padişah Çelebi Mehmet, önce onu yakalatmış, daha sonra da ilim adamlarından bir heyet teşkiliyle muhakeme ettirmiş ve mahkeme neticesinde Şeyh Bedreddin idam edilmiştir. 60’lı yıllarda İbnü’t-Tayyar Semaheddin Cem –zannediyorum– müstear ismiyle bir gazetede Şeyh Bedreddin ve düşüncelerinin tenkit edildiğini hatırlıyorum ve o yazıların gözden geçirilmesini şahsen kayda değer buluyorum.
Kıblenin Değiştirilmesi
Mescid-i Aksâ, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun İsra hâdisesinde, Mescid-i Haram’dan sonra uğradığı ikinci duraktır. O, Medine’de 16-17 ay Mescid-i Aksâ’ya doğru namaz kılmış ve daha sonra Bedir Gazasından iki ay önce Receb-i şerifte “Yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir.”19 emriyle yönünü Kâbe’ye çevirmiştir.
Dipnotlar
- 19 Bakara sûresi, 2/144.