İçeriğe geç

İçinizde, güzelliği temsil eden, Allah’ın güzel dediğini güzel kabul eden, çirkin dediklerini de çirkin sayan ve gönülleri fetheden ve her sineye iyilik bayrağını diken kutlu bir cemaat olsun; olsun ve gittikleri her yere burcu burcu Hz. Muhammed Mustafa’nın (sallallâhu aleyhi ve sellem) gül kokusunu götürsünler. Bunu yaparken de sadece ve sadece Cenâb-ı Hakk’ın ululuk ve izzetini dört bir yana duyurmanın heyecan ve helecanını yaşasın; başka hiçbir mülâhazaya da bağlanmasınlar.

Şimdi biat anlayışında bu mânâların daha önemli olacaklarını zannediyorum. Evet “İnandım.” diyen herkes, Rabbisinin haysiyet ve izzetini, mukaddes, münezzeh, muallâ ve mübeccel onurunu müdafaa etme vazifesini de üzerine almış sayılacağından bu yaklaşım önemlidir.

Ayrıca, günümüzde mü’minlerin biatı, İslâm adına bulundukları yerin kadir ve kıymetini bilmeleri ve hiç kırılıp darılmayarak sonuna kadar dayanmalarıdır da diyebiliriz. Bu kutsî vazifede çok defa şeytan onların arkalarına düşebilir, ehemmiyetsiz şeyleri büyük gösterip içlerine düşmanlık salabilir, ama onlar, “Allah’a karşı gelmekten sakınanlara şeytandan bir hayal sinyali ilişince, hemen düşünüp kendilerini toparlar ve basiretlerinin ufkuna yönelirler.”25 âyet-i kerimesinde de ifade edildiği gibi bu tür vesveselere iltifat etmeyip vazifelerine devam ederler.

Şeytanların Zincire Vurulması

“Mühim ve büyük bir umûr-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır.”26 buyurur Bediüzzaman Hazretleri. Aslında şeytanlar, değil bir toplumun, tek bir ferdin bile Rabbisi ile olan münasebetinden dolayı çıldıracak hâle gelirler. Dolayısıyla birbirleri ile uyumlu bir şekilde, din-i mübîn-i İslâm için koşturan insanlar karşısında şeytanların çıldırmaması düşünülmemelidir.

155