Zira, tertemiz duygu ve düşüncelerle hizmet etmeye başlamış, yaşatma zevkiyle yaşamaktan vazgeçmiş, başkalarının acılarını, ızdıraplarını vicdanında duymuş birinin veya birilerinin, birdenbire dünyanın cazibedâr güzelliklerine koşması, fânî ve zâil şeylerin peşine düşmesi, kadına, paraya dilbeste olması, makam-mansıp sevdasına kapılması, rahat ve rehavetinden başka hiçbir şey düşünmeyen biri durumuna düşmesi.. işte bütün bunlar başka türlü nasıl izah edilebilir ki? Evet onu Allah’ın rızasına giden bu yoldan alıkoyan şeylere, gulyabani demek doğru olsa gerek.
Ancak bütün bunlar aşılmaz şeyler de değildir. Dünya, bir imtihan mekânıdır.. ve herkesin imtihanı da değişik şekilde cereyan etmektedir. Bunun şuurunda olarak, bizim beslenme diyebileceğimiz şeylerle bunların hepsi aşılabilir. Nedir beslenme? Beslenme insanın fıtratında potansiyel olarak varedilen güçleri harekete geçirmektir. Allah insanı “a’lâ-yı illiyyîn” ile “esfel-i sâfilîn” arasında gidip-gelebilecek bir fıtratta yaratmıştır. Bu noktada insana düşen şey, kendini “a’lâ-yı illiyyin”e çıkartacak unsurları inkişaf ettirmekten ibarettir. Allah kullarına karşı zalim değildir. O’nun rahmeti gazabının önündedir.6 İnsan bu ve benzeri hasımlarını yenebilecek güçte yaratılmıştır. Yeter ki o potansiyel gücünü kullanarak bu yolda bulunabilsin.
Bir aksiyon dini olan İslâm’ın mümessilleri sayılan bizlerin, her zaman canlılığımızı korumamız, sararıp solmamamız için böyle bir aksiyona ihtiyacımız var. Bu aynı zamanda her köşe başında bekleyen birer gulyabani gibi bizi Cehennem’e çekip götürecek kötü duygulardan da bizleri kurtaracaktır. Haddi zatında aksiyonun olmadığı yerde kokuşma ve yok olma kaçınılmazdır.
İdeal Muhacirin Vasıfları
Dipnotlar
- 6 Bkz.: Buhârî, tevhid 15, 55; Müslim, tevbe 14-16.